Neyi aramak istiyorsunuz?

×
ANASAYFA ETKİNLİK TKV. KÜLTÜR SANAT YAŞAM AYLİN GÜRSOY'LA VIP SOHBETLER AS AKADEMİ AS CLUB AS TV IN ART
KURUMSAL

YAŞAM AYNALARI KONUŞUYOR

PROF. DR. ALİYE MAVİLİ AKTAŞ


KADINLAR ERKEKLER

İnsani benzerliklerimiz, duyumsama, düşünme ve davranma olarak ortak özelliklerimiz, insani varoluşumuz, bizi birbirimize yaklaştırır, birlikteliğimizin temelini oluştururken, bu alanların kendine özgü farklılıkları da biz olarak kalmamızı sağlar. Ortaklıklar temelinde  farklılıkları korumak  birlikteliğin devamını sağlayan bir unsurdur. Bu  bağlamda insani varoluşsal benzerliklerimiz temelinde bene özgü farklılıkları muhafaza eden kadın ve erkekler birliktelik içinde aidiyet duygulanımını sürdürebilirler.  

Cinsiyete  özgü farklılıkların fizyolojik temeli  yanı sıra  toplumun kültürel değerler mirasının, işlemleyerek biçimlendirdiği, pek çok  özellik cinsiyetçi  üstünlüğü dışlayarak farklılıkları koruma  zemininin değerli olduğuna inanıyoruz. Cinsiyetçi bakış, gücü olanın üstünlüğü yaklaşımını doğurmaktadır. Cinsiyetçi bakışta da ekonomik, sosyal  ve kültürel olarak daha  çok ihmal edilen ve hak mağduriyeti içinde olan kadınlar olduğunu söylemek yanıltıcı değildir. Kadınları değerli  kılma ve önemseme eşit haklarla kendi olmasını sağlama gelişmeye bağlıdır. Yani refah toplumlarında kadınlarla erkekler daha eşitlikçi bir toplumsal yaşam içindedirler. Bunun bedeli yüksek boşanma oranları yalnızlık ve evlilik birliği olmadan sürdürülen birliktelikler. Biz de büyük kentlerde kısmen evlilik olmaksızın birliktelik seçmeye yönelme vardır. O zaman birliktelik içinde kadının refahı arttığında  (iş, eğitim,  gelir,  vb) alanlarda kendini gerçekleştirme donanımının yalnızlığa dönüşmesi görülmektedir. Ülkemizde kadınlar henüz erkeklerden daha geride bir refah düzeyindedir.  Boşanma oranları artsa da evlilikler refah toplumlarında daha yüksektir. Söz gelimi binde 2.4 gibi bir boşanma oranı yüksektir. Ancak 6.2 oranında evlenme tercih edilmektedir. Evlilik birliğinin farklılıklar temelinde doyum kaynağı olması olumludur diye düşünüyoruz. Tabii ki kadınların hak mağduriyeti  9 yaşında  zorla evlendirmesi, istihdam ve yükselmede eşitsizliklerin değişmesi kaydıyla.

Kadınlar Erkekler’in farklı öğrenmeleri ve duyguların, düşüncelerin davranışların eyleme dökülüş biçiminde sosyalleşme sürecinde öğrendikleri de fizyolojik  psikososyal ve kültürel  değerlerin  bütünlüğü içinde işlemlenmektedir.

Söz gelimi güzel kızım diye büyütülen kız çocukların, güzelliğine verdiği önem belirgindir.

Erkeğe yakışıklı oğlumdan daha fazla  akıllı oğlum geri bildirimi verilmektedir.

Kadının duygulanım alanındaki empatik gücü onu anne ve eş olarak  birliktelik içinde koruyucu kolayıcı karşılıksız veren haline getirmektedir.

Erkeğin şarta bağlı sevgi gücü sosyalleşme sürecinde kontrol ve denetim  yetkisiyle hareket etmesine yardımcı olmaktadır. Bu farklılıklar görece daha bilindik hale gelmeye başladı . Söz gelimi beynin sağ ve sol yarım kürelerinin erkekte ve kadındaki farklılığı. Erkeklerin  düşünme ve akla uygun hale getirme becerilerinin belirgin ve gelişmiş parçalarını ortaya koyarken, kadınların sağ yarı kürenin gücü de duygular dünyasının güçlenmesini sağlamada  yardımcı olmaktadır.,

Duygu düzenleme  işlemi olgunlaşmanın aile içinde nasıl geliştiği çok önemlidir. Çünkü sosyalleşme sürecinde  gerekli özen ve ihtimamla saygı içinde büyütülmeyen kız ve erkek  çocukların, farklılıkları değil kendisindekileri  öteki le  uyumlu ve kendini ifade  eden, ortaya  koyabilen,  hayır deme hakkını  kullanan bir birey olarak  geliştirir..

Bu noktada  beni büyüten ve birlikteliği farklılıklarıyla bir senfonik müziğe dönüştürebilen  bir  yaşama dönüştürebilir. Mesele farklılıkların dışa vurumunun ötekine saygı ve sevgi içinde yapabilmektir.

Kanımızca bu bir  ömür boyu  öğrenilecek becerilere  ihtiyaç duymamız anlamına geliyor. Bazen  erkekler  bazen kadınlar birlikteliği yürütme  becerisinde  daha kusurlu  oluyor.  Mesele kusurlarımız değil  bunlar ilşkin gerçeğe  uygun  farkındalıklarımızdır. Farkındalıkları sağlayan da birbirini dinleyen, önemseyen bir  iletişim dilini geliştirebilmektir. Bu da yaşamın kendisidir ve zordur.

SOSYAL MEDYA