Neyi aramak istiyorsunuz?

×
ANASAYFA ETKİNLİK TKV. KÜLTÜR SANAT YAŞAM AYLİN GÜRSOY'LA VIP SOHBETLER AS AKADEMİ AS CLUB AS TV IN ART
KURUMSAL

YAŞAM AYNALARI KONUŞUYOR

LEMAN SAM


"YOL YAKINKEN DÖNMELİ DİYEMİYORUM, YOLUN SONU YAKIN."

Eskiden hayvanlara hassasiyet besleyenleri sadece yakın çevremizde takip edebilirdik. Son on yılda sosyal medya yoluyla hem halkın hem belediyelerin icraatlarını gördük. Birkaç güzel insanla umuda kapıldık, kalan güruhla sinir sahibi olduk. Bu yüzden  uzaklaştım sosyal medyadan yapılanları gördükçe. İnsanın içinde zaten var olan şiddetin, bizle hayatı paylaşan canlıların üzerinde şehvetle tatmin edildiğini ve bunun bir salgın gibi yayıldığını fark ettim. Daha çok doğu toplumlarında, din, gelenek ve alışkanlıkların, cehaletin de verdiği cesaret ile şiddetin giderek olağan hale geldiği kesin. Herhangi bir yaptırımın olmaması bu kalabalıkları iyice çığırından çıkardı. Geriye dönüşün olamayacağı kanısındayım, her ne kadar bazı farkındalıklar arttı ise de, karşı çıkanların fazlalığı beni bu umutsuzluğa itiyor.

Hayvan popülasyonunu sadece kedi  ve köpekle sınırlı olduğunu sananlar, şehirlerarası yolculuk yaparken köylünün güneş’ in altına bağladığı at, eşek veya inek gibi hayvanları gördüğünde önüne bir kova su koymayı akıl edemiyor.  Onlara mal olarak bakıyorlar. Hayatı adaletli bir şekilde paylaşmayı öğrenmenin ailede başlaması gerektiği kesin, bu gerçek kabul edilmeden, bireysel çabaların bir işe yarayacağı kanısında değilim. Avcı bir babanın çocuğunun merhametli olmasının pek mümkün olmadığı gibi.


DEVLETİN VE HUKUKUN ROLÜ

Küreselleşme ile başka ülkelerle olan  bağlantılar sayesinde, yerel yönetimlere sokak hayvanlarının rehabilitesi için bazı zorunluluklar getirildi. Bunun için bazı Avrupa ülkelerinden ciddi paralar geldi, bütçeden pay ayrıldı. Ancak bu paraların doğru kullanılıp kullanılmadığını görüyoruz. Kahrolasıca kapitalizmden sadece insanların zarar gördüğünü sanmak safdillik olur. Aslında en çok ezilenler ve çıkar sağlamak için durmaksızın acımasızca üretilenler hayvanlar. 

Eskiden her mahallenin birkaç kedisi ve köpeği varken, şimdi öldürerek bitiremedikleri kadar çoğaldı sokak hayvanları. Veteriner, mama, corona, fiv vs hiç duymadığımız sözcüklerdi. Biz ne yersek onu yerler ve oldukça uzun yaşarlardı. Ülkelerin kendi coğrafyalarına uygun hayvan cinsleri zaman içinde ithal edilmeye hatta kaçırılarak ülkeye sokulmaya başlandığından beri bu konu iyice çetrefilli bir hal aldı. Laboratuvarlar da üretilen hastalıkları, mama adı altında satılan beş para etmez tembel  işi yiyecekler, adım başı açılan merdiven altı  klinikler ciddi bir gelir kaynağı oldu. Rant öylesine büyük ki, sistem bunun önlenmesine izin vermiyor. Çöplüklere atılan binlerce can, duymak ve görmek istemediğimiz biçimde can veriyor. Barınakların hali perişan ve oradakiler ormana atılanlardan daha talihsiz. Toplama kampı nitelemesi bile az bana göre.

Yıllar önce bir belediyenin davetiyle, barınak açılışı yapmak için gittiğimde, olağanüstü bir merkez ile karşılaştım. Paranın bir Alman bakan tarafından bağış yapılarak temin edildiği söylendi. Belediye Başkanı, Veteriner, diğer yetkililerle dolaşırken, yeni getirilmiş bir köpeği yıkadılar, elimi uzattım su buz gibi, hava da öyle. Uyardım, haklısınız dediler, sonra kurutmak için bir fanın önüne koydular, o da buz gibi. Artık iyice sinirlenip ileri geri konuşmaya başladım. Derken bir başka bölümde güzel ve pahalı bir anne köpek arkasında 6-7 yavru, annenin memeleri enfekte olmuş kan akıyor, anne kaçıyor, yavrular aç peşinde… Elbette ağzıma geleni söyleyip orayı terk ettim. O başkan şimdi iktidarda vekil. Süslü barınak yapmak sadece şov maksatlı. Elbette böyle olmayan belediyelerde var, gelen parayı gerçek yerine harcayıp gereğini yapan, ne yazık ki çok az. Yeni Dünya düzeni sadece para üzerine inşa edildiği için, devletin ve yargının işleyebileceği  kanısında değilim. Elbette önce vicdan, sonra Yargı ve Devlet. Ancak unutulmaması gereken tek şey böyle bir ortamda insanların da gerek ruh gerek beden sağlığının olmayacağı. Yok, edilen yeşil, sağlıksız beton ormanı şehirler ve kontrolsüz artan insan nüfusu beraberinde hastalıklar ve toplumsal cinnet getirecek. Yol yakınken dönmeli diyemiyorum, yolun sonu yakın.


SOSYAL MEDYA