Neyi aramak istiyorsunuz?

×
ANASAYFA ETKİNLİK TKV. KÜLTÜR SANAT YAŞAM AYLİN GÜRSOY'LA VIP SOHBETLER AS AKADEMİ AS CLUB AS TV IN ART
KURUMSAL

KÜLTÜR SANAT AYNALARI KONUŞUYOR

AYŞE SEZERMAN


ROMANTİZMDEN GERÇEĞE

Sesinin ve şarkı söyleme tutkusunun peşinden giden birçok genç sanatçı adayı veya daha yeni opera bölümüne girmeye aday gençler, kendilerini eğitim hayatında tam olarak nelerin beklediğini bilmeden, anlamadan büyük bir romantik hevesle ve gururla opera bölümünün büyüsüne kapılıyorlar. Onlar ve aileleri için " Konservatuarda opera okuyorum/ okuyor" demek gurur verici bir söylem oluyor. Konservatuar opera bölümü öğrencisi olmak sadece tutkuyu hayata dönüştüren bir romantizm mi?

Opera bölümü mezunları maalesef ülkemizin sanat politikaları ve atmosferi sonucunda "işsiz" kalmaya mahkum oluyorlar. Birçok mezun, operalardaki kadro sorunu nedeniyle diplomaları ellerinde ne yapacaklarını bilemeden, devreye sokacakları bir "B" planları olmadan mezuniyet sonrası gerçek işlerini opera şarkıcılığını yapamamanın hayal kırıklığıyla  kalıyorlar. Bu noktada kendilerini uluslararası arenada yarışmaya hazırlayıp hazırlamadıkları sorusu devreye giriyor.

Şan/Opera Eğitimi uzaktan göründüğü veya sanıldığı gibi olmayan hem fiziksel hem de psikolojik olarak zor bir süreçtir. Öğrenciler birçok yeni dille tanışır; bunlardan en önemlisi müzik dilidir. Çok iyi bir müzisyen olmak için müzik dilinin bütün inceliklerini öğrenmek zorundadırlar. Müzik diline ek olarak İtalyanca, Almanca ve Fransızca dillerinde parçalar öğrenmeye başlarlar. Bu dillerden en az birisini çok çok iyi seviyede öğrenmek zorundadırlar. Söyledikleri parçaları anlamak için yabancı dil öğrenmek zorundadırlar: bu dillere uluslararası geçerliliği çok fazla olan İngilizce'yi de eklemek gerekiyor. Her öğrendikleri yabancı dil onlara daha büyük kolaylıklar sağlayacaktır. Genç sanatçı adayları konservatuara başladıklarında sağlam bir dil temelleri yoksa bunu öğrencilik yıllarında mutlaka tamamlamaları gerekiyor.

Opera sanatçısı kendisini fiziksel ve psikolojik olarak çok iyi tanımalıdır. Şarkı söyleme sanatı sesin, düşünce gücünün, nefesin ve kas hareketlerinin olağanüstü kontrolü ve koordinasyonu ile gerçekleşir. Bu kontrol ve koordinasyon disiplin içinde ve doğru şekilde çalışılarak aynı bir sporcu gibi defalarca tekrar sonucunda elde edilir. Öğrenci konservatuara girdiği andan itibaren bu kontrol ve koordinasyon için sabırla çalışmalıdır. Bu çalışma profesyonel bir sanatçı olarak sahne üzerinde durduğu son saliseye kadar sürer.

İyi bir opera sanatçısı olmak için iyi bir müzisyen olmak zorunludur. Opera sanatçısı adayı bu konuda hem teorik hem de pratik olarak kendisi geliştirmelidir. Sadece operaları, şarkıları değil diğer solo enstrüman eserlerini, senfonik ve oda müziği yapıtlarını tanımak, incelemek ve değişik dönemleriyle anlamak zorundadır.

Çok iyi bir sese sahip ve çok iyi bir müzisyen olan opera sanatçısı adayının aynı zamanda empati yeteneğinin de gelişmiş olması gerekir. Dünyanın en iyi opera sanatçıları empati yeteneği en gelişmiş kişiler arasından çıkmıştır. Empati yeteneğinin gelişmesi için mümkün olduğu kadar çok kitap okumaları, hayal kurmaları diğer sahne ve fonetik sanatlarıyla birlikte film ve görsel sanatları da çok yakından takip etmeleri ve çok iyi gözlemci olmaları gerekiyor.

Konservatuarda eğitim görürken edinilmesi gereken en önemli özellik ise "psikolojik güçlenme"dir. Opera sanatçısının sinirleri çelik gibi sağlam olmalıdır. Hem sürekli eleştiriyi kaldırmalı hem de bu eleştirilerden güç alarak kendisini geliştirmelidir. Genç opera sanatçısını kariyerine başlarken " reddedilmeyi kabul etme sanatını" da öğrenmeli ve bilmelidir. Kendisini sürekli geliştirmeyi bilmelidir. Placido Domingo opera sanatçısı olmak üzerine şunu diyor : " Bizler gündüz öğrenci, gece ise star olmayı öğrenmeliyiz."

Genç opera sanatçısı adayları seslerine yukarıda saydığım özellikleri mutlaka eklemeliler. Sadece romantik bir yaklaşımla kendi güzel seslerinin peşinden giden ve gerekli silahları kuşanamayan adaylar dünya arenalarında ve ülkemizin sert yarışında kendilerine yer bulamazlar. Opera sanatı dünyanın en keyifli ve güzel işidir. Genç sanatçılar disiplinle ve gerçeklerle yüzleşerek kendilerini geliştirdikleri zaman bu keyifli sanatın güzelliğini seneler boyunca yaşayabilirler.

SOSYAL MEDYA